← Register

Yabancılaşma ve şehir

Bir şehre yabancı olmak, orada tanıdık kimsenin bulunmaması değildir. Şehir kendini bir dizi işaretle sunar — tabelalar, saat çizelgeleri, kimin nerede durabileceğine dair sessiz kurallar — ve yabancı, bu işaretleri okumayı henüz öğrenmemiş kişidir.Simmel'in Der Fremde'sinde yabancı, gruba mesafesi kadar yakınlığıyla da tanımlanır. Okumayı öğrendiği anda yabancılığı sona ermez; yalnızca biçim değiştirir. Simmel'in yabancısı gidip gelen değil, kalan ama ait olmayan kişidir: mesafesi bir kusur değil, bir konumdur. Bu konum, şehri okumak için tuhaf biçimde elverişlidir.

İstanbul'da doğup büyüyen biri için şehir bir metin değildir, bir alışkanlıktır. Nürnberg'e taşındığımda ilk fark ettiğim şey, alışkanlığın yerini okumaya bırakmasıydı: hangi sokağın ne zaman boşaldığını, hangi meydanın kime ait olduğunu haritadan ve kayıtlardan öğrendim.Schedel'in 1493 tarihli Liber Chronicarum'undaki Nürnberg gravürü, şehri yaşanan değil ilan edilen bir yer olarak gösterir. Bu, kayıp bir şey olduğu kadar kazanılmış bir şeydir de. Üretilmiş mekân kavramı, burada soyut bir tartışma değil, günlük bir deneyimdir.

Schedel, Liber Chronicarum, 1493 — NürnbergSchedel, Liber Chronicarum, 1493 — NürnbergGravürdeki şehir, surlarıyla ve kuleleriyle bir iddia olarak duruyor: burası şudur, sınırları buradan geçer. Kayıt tutmanın kendisi bir yerleşme biçimidir. Bir şehri çizmek, onu yaşanabilir kılmaktan önce okunabilir kılar; haritaya giren şey kalır, girmeyen şey ancak hatırlandığı sürece vardır. Yabancının avantajı budur: neyin çizildiğini, neyin çizim dışında bırakıldığını aynı anda görebilir.

Veri de aynı mesafeyi kurar. Bir şehri sayılarla anlatmak, onu bir yabancının gözüyle görmeye zorlar: ortalamalar, dağılımlar, eşikler. Kaybedilen şey doku, kazanılan şey karşılaştırmadır. Bu yazı dizisinin sorusu bu iki bakışın nasıl aynı sayfada tutulabileceğidir.

This text stays open to revision. If you read it differently, share your thoughts with me.

← Register

Fol. iii